9 Temmuz 2016 Cumartesi

MANTARLAR HAKKINDA



Mantarlar klorofili olmayan, üreme organları ve esas gövdeleri iplik gibi, "misel" denilen küçük borucuklardan ibaret canlılardır. Bizim toprak üzerinde görüp yararlandığımız kısım bu misellerin özelleşmesi ile oluşmuş bir eşeyli üreme organıdır. Bir anlamda mantarların çiçek ve meyvelerini yiyoruz diyebiliriz. Klorofil içermediklerinden, bağımsız olarak şeker, yağ ve nişasta gibi organik maddeler oluşturamazlar ve bu nedenle diğer canlılara ihtiyaç duyarlar. Bir başka deyişle çürükçül veya asalaktırlar. Çoğu insan, mantarların bitki olduğunu düşünmektedir, ancak mantarlar bitki değildir. Kendine has şekilleri ve yaşama modelleri ile bitkiler ve hayvanlardan ayrı bağımsız bir canlı alemidirler.



Mantarlar Dünya'nın her yerinde bulunmakla beraber nemli yerleri daha fazla tercih ederler. Yeryüzünde 1,5 milyon mantar türü olduğu düşünülmekte ise de günümüzde sadece 70.000 kadarı tanımlanmıştır.

Mantarlarla ilgili tanımlama çalışmaları 250 yıllık bir geçmişe dayansa da bazılarının özellikleri yüzyıllardır bilinmektedir. Binlerce yıldır ekmek hamurunun kabartılmasında, bira ve şarap üretiminde kullanılmaktadırlar. Kuzey Amerika yerlileri bazı halüsinojenik mantarları dinî ve mitolojik törenlerde ve yine bazı mantarlar eski medeniyetlerde tedavi amacıyla kullanılmıştır.


Mantarlar eşeyli üreme ve eşeysiz üremeyle çoğalırlar. Her iki durumda da spor oluştururlar. Sporlar "himenyum" adı verilen yapılarda meydana gelir. Toprağa dökülen sporlar rüzgarla ya da böceklerle çevreye dağılır ve toprakta yıllarca yaşayabilir. Mantarlar nemli ortamlarda gelişirler, bu nedenle yağmurlardan sonra topraktaki sporlar çimlenerek mantarları oluştururlar. Tek hücreli mantarlar ise tomurcuklanarak çoğalabilirler.

Ekosistemin önemli parçaları olan mantarlar insanlık tarihi açısından büyük öneme sahiptirler. Bitki ve hayvansal yapıları çürüterek besleyici elementlerin serbest bırakılmaları ve orman ekosistemlerinde karbondioksit salınımı mantarlar tarafından gerçekleştirilir. Ayrıca toprağın yapısını bitki gelişimi için uygun hale getirirler. "Mikoriza" denilen ortaklıklar oluşturarak bitkilerin köklerine tutunarak bitki köklerinden karbonhidrat alırlar, bu sırada bitkide mantarın miselleri yardımı ile topraktan su ve suda çözünen tuzları emer.

Penisilin gibi birçok yararlı antibiyotiğin, thiamin, biyotin, riboflavin gibi bazı vitaminlerin; ergotamin, kortizon gibi önemli ilaçların elde edilmesinde yine mantarlardan yararlanılmaktadır. Amilaz, pektolaz gibi enzimler; gibberellin gibi bazı hormonlar da mantarlardan yararlanılarak üretilmektedir.


 

Avrupa, Amerika, Çin ve Japonya'da gıda olarak mantar yetiştiriciliği bir endüstri halini almıştır. Çin'de mantar yetiştiriciliği 7. yüzyıla, Avrupa'da ise 1650'li yıllara dayanır.

4 yorum:

  1. Gerçekten cok değerli bir calisma, elleriniz dert gormesin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim, ilgili okuyucular olduğu sürece, işe yaradığını düşündüğümüz sürece, bildiklerimizi ya da hep birlikte öğrendiklerimizi buradan aktarmaya devam edeceğim.

      Sil
  2. tebrik ediyorum, bilgileri güzel derlemişsiniz. arkadaşımla yenilebilir makromantarlar üzerine çalışma yapıyoruz. buradan da faydalandık, sizin için sakıncası yoktur umarım.

    YanıtlaSil